
Yavru vatanımız, mavi sularda dalgalanan bayrağımız… Bu kadar zamandır Kıbrıs’a gitmemiş olmanın hüznünü yaşadım resmen. Sanki yurt dışında bir ülkeye gitmişim de bizimle aynı dili konuşup, aynı kültürü paylaşıyorlar gibi hissettim. Bu hem gurur verici hem de mutlu edici bir şeydi. Kanlı acı geçmişine rağmen yaralarını saran ve yarına umutla bakmaya çalışan Dünya’nın en güzel coğrafyalarından biri. Mükemmel denizi, mis gibi havası, şehirlerine adeta fon yapan Beş Parmak Dağları, ardı sıra uzanan dümdüz ovası, gelenin gidenin bir miras gibi bıraktığı tarihi… Hadi sadece deniziyle değil, her şeyiyle Kıbrıs ‘ı tanıyalım.
Ne Zaman Gelinir?

Kıbrıs’a gelmek için en iyi zaman; yapmak istediğiniz seyahatin türüne göre değişir. Özellikle deniz kum güneş tatili yaparak dinlenmek istiyorsanız, Nisan ayından başlayıp Kasım ayına dek süren geniş bir deniz sezonu mevcut. Akdeniz’in de güneyinde bulunduğu için tüm sene boyunca bize göre sıcak sayılabilecek bir iklim yaşıyorlar. Yazları sıcak ve kurak, kışları az yağışlı ve ılık geçen bir mevsim var.

Biz hem doğum günüm vesilesi ile hem de şehri rahatça gezebilmek için en tenha ve sıcaklıkların yüksek olmadığı kış mevsimini seçtik. Aralık ayının son haftasında sıcaklıklar 18 derece civarlarındaydı.
Nasıl Gelinir?

1. Uçakla
Yavru vatan Kıbrıs’a maalesef ülke olarak tanınmaması sebebiyle sadece Türkiye’den uçuş var. İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep, Adana, Trabzon, Hatay gibi şehirlerden hem Türk Hava Yolları’nın hem de Pegasus Havayolları’nın seferleri mevcut. Yolculuk yaklaşık bir buçuk saat sürüyor. Kıbrıs’a gelmek için çipli TC kimlik kartı yeterli oluyor. Kıbrıs girişinde pasaport kullanmanızı önermiyoruz. Çünkü yaşanan uluslararası sorunlardan ötürü KKTC damgası olan pasaportla Yunanistan’a giriş yapamıyorsunuz. Tabii Yunanistan’a gitmek gibi bir niyetiniz varsa 🙂
2. Feribotla
Mersin Anamur ve Taşucu Limanları’ndan Girne’ye feribotla geçmek mümkün. Fakat internette izlediğim videolarda son derece yorucu ve sarsıcı bir yolculuk olduğunu görmüştüm. Kıbrıs – Mersin arası feribotla 5-6 saat sürüyor. Uzun deniz yolculuklarında sorun yaşamayanlar için tercih edilebilir.
Para Birimi
KKTC’de Türk Lirası geçiyor. Herhangi bir şekilde para bozdurmanıza gerek yok .
KKTC ‘ye Vize Var Mı ?
KKTC ‘ye vize almak gerekmiyor. Çipli TC kimlik kartıyla geçiliyor.
Nerede Kalınır?

Kıbrıs denince tabiki ilk akla gelen şehir Girne. Özellikle herşey dahil zincir otellerin ve de bu otellere ait kazinoların bu bölgede kümelendiğini söylemeliyiz. Kültür ve şehir gezisi kıvamında bir seyahat düşünüyorsanız, Lefkoşa tarafında biraz daha bütçe dostu oteller mevcut. Ayrıca gezilecek yerler Lefkoşa tarafında biraz daha fazla.
Kıbrıs İçin Kaç Gün?

Kıbrıs’ı gezmek için bizce 3 – 4 gün yeterli. Daha detaylı ve daha ağır bir tempoda gezmek isteyenler için 5-6 güne kadar çıkabilir. Deniz tatili konaklama süresi için, tamamen kişisel tercihle ilgili olduğunu düşünüyorum. Ama yaz aylarında sıcaklıkların 30 derece üzerine çıktığını düşünürsek, yazın gezmek değil, denize girmek daha doğru bir fikir bizce 🙂
Araç Kiralamaya Gerek Var Mı ?

Sorunun cevabı direkt evet. KKTC ’de maalesef toplu taşıma çok yaygın ve etkin değil. Özellikle turistler arasında araç kiralama çok yaygın. Kiralama araçları kırmızı plakalı oluyor. Avis, Budget gibi firmaların yanında yerel ofisler de var. Yine de sadece deniz tatili yapacaklar için; otel havalimanı transferleri dahil olduğunda araç kiralamaya gerek kalmayabilir. Yalnız önemli bir uyarı, adada trafik soldan işliyor.
Gelmeden Önce Önemli Notlar
- Adada trafik soldan işliyor. Araç kiralama açısından bir sorun teşkil etmiyor. Fakat ilk etapta bir alışma süreciniz oluyor. Zaten kiralanan araçlar kırmızı plakalı oluyor. Dolayısıyla ada halkı dışardan sizi fark edebiliyor.
- KKTC ‘de Pazar günleri birçok müze kapalı oluyor. Ayrıca müzelerin açık ve kapalı olduğu saatler değişiklik gösteriyor. Bu sebeple gelmeden önce programınızı buna göre oluşturmanızda fayda var.
- Hava sıcaklıkları yazın 40 derece civarlarına ulaşıyor. Eğer bol gezmeli bir program yapacaksanız, göz önünde bulundurmalısınız.
Gezilecek Yerler
Lefkoşa
1. Büyük Han

Osmanlı döneminden kalma 1570 yapımı bir han. Döneminin tüccarlarının konaklaması amacı ile yaptırılmış. Adanın İngilizler’in yönetimine geçmesinin ardından hapishaneye çevrilmiş. 1900 lü yıllarda dar gelirli ailelerin kullanımına açılmış. Günümüzde restorasyonları tamamlanarak, içerisinde dükkan ve atölyelerin olduğu sosyal bir alan olarak kullanılmakta.
Tam ortasında bir şadırvan bulunmaktadır. Ortam olarak oldukça sıcak ve keyifli bulduk. Burada oturup bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Haritada 1 numaralı konumda.
2. Kumarcılar Hanı

Kesin yapım tarihi tam olarak bilinmemekte. İsmi her ne kadar tartışmalı olsa da “eşekçiler hanı “ ya da “semerciler hanı” gibi isimlerden geldiği düşünülmektedir. Her ne kadar Büyük Han kadar aktif olmasa da içerisinde el işleri ve el sanatları ürünleri satan mağazalar var. Haritada 2 numaralı konumda.
3. Belediye Pazarı ( Bandabulya )

1932 yılında açılan kapalı Pazar alanı. İçerisinde dükkanlar bulunuyor. Kurulduğu zamandan beri içerisinde meyve, sebze ve gıda ürünleri satılıyor. Bugün de aynı şekilde hediyelik eşya dükkanları da bulunuyor. Bandabuliya ismi ise Rumca devamlı satış anlamına geliyor. İlerleyen yıllarda yaşanan restorasyon problemlerinden dolayı binanın yıkılarak büyük bir kısmı yeniden inşa edilmiş. Bu sebeple binanın tarihi özelliklerini taşıyıp taşımadığı hala bir tartışma konusu. Konum ise haritada 3 numara.
4.Ortaçağ Taş Eserler Müzesi
Müzenin bulunduğu bina Venedik döneminde konut olarak inşa edilmiş. Kesme taşlı tek odalı ve iki katlı. 2003 ‘ten bu yana taş eserler müzesi olarak kullanılmakta. Taş eserler içerisinde mermer işler, lahitler vb bulunuyor. Çok küçük ve çok fazla eser olmayan bir müze olduğu için gezmesi çok kısa sürecektir. Giriş 60 TL . Konum haritada 4 numara.
5. Haydarpaşa Camii

Eski ismiyle Azize Katerina Katedrali olarak bilinen cami, gotik mimarinin Lefkoşa’daki en güzel örneklerinden biridir. 1300’lü yıllarda yapılan binanın, günümüze kadar korunarak gelmiş olması, adaya kazandırılmış en önemli tarihi eserlerden. Konum haritada 5 numara.
6. Yiğitler Burcu

Lefkoşa’dan Rum tarafını izleyebileceğiniz en iyi noktalardan biri. İki ayrı ülke arasında Birleşmiş Milletler’e ait olan tampon bir bölge bulunuyor. Bu burcun ilerisinde Rum bölgesi manzaralı kafeler ve restoranlar var. Burada oturup bir şeyler içmek için mola verebilirsiniz. Konum ise haritada 6 numara.
7. Lüzinyan Evi

Kıbrıs’ta hüküm sürmüş Fransız asıllı bir hanedan olan Lüzinyanlar Dönemi’nde inşa edilmiş daha sonra Osmanlı himayesinde ilaveler yapılmıştır. Bugün Kıbrıs tarafından müzeleştirilmiş olan bu yapı, içerisinde küçük bir avlu barındırmakta. Haritada konum 7 numara.


İçerisi daha çok etnografya müzesi tadında düşünülmüş. Kıbrıs halkını yansıtan iç mekan tasarımları, kına, düğün gibi olayları canlandıran balmumu heykeller bulunuyor.
8. Alpaslan Türkeş Evi

Türkiye siyasetinde önemli bir isim olan Alparslan Türkeş’in doğduğu ev, Lüzinyan Evi’nin hemen yanında bulunuyor. Önceden bakımsız ve harabe olan konut, 2019 yılında Tika ‘nın (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı) girişimiyle onarılarak Kıbrıs’a kazandırılmış. Konum haritada 8 numara.
9. Girne Kapısı

Lefkoşa Surları üzerinde yer alan tarihi bir kapı. Bu kapı Lefkoşa’yı Girne’ye bağlayan çok önemli ve eski bir yol üzeride bulunmakta. Venedikliler döneminde yapılmış olan bu kapı bugün hala şehrin çok önemli ulaşım arterleri üzerinde bulunmakta. Konum 9 numara.
10. Venedik Sütunu
Lefkoşa’nın işlek meydanlarından biri olan Atatürk Meydanı’nda bulunuyor. Bu yapının her ne kadar Venedikliler tarafından yapıldığı sanılsa da, gerçek pek de öyle değil. Adayı fetheden Venedikliler, Gazimağusa’da bulunan Antik Salamis Harabeleri’nden bu parçayı getirerek şehrin önemli noktalarından birine dikmiştir. Osmanlı’nın adayı ele geçirmesinden sonra 1550 ‘de sütunu kaldırarak Sarayönü Camii’ne götürmüşler. Fakat İngilizler adayı işgal ettikten sonra tekrar bugünkü noktaya getirerek diktirmişler. Granitten yapılan sütunun en üstünde Venedikliler’i temsilen St Mark Aslanı yapılmış. En altında ise 6 soylu Venedik ailesinin armaları bulunmakta. Konum haritada 10 numara.
Gazimağusa
1. Lala Mustafa Paşa Camii

Adaya 1192 ‘den 1489 ‘a kadar hakim olan Lüzinyanlar Dönemi’nde bir katedral olarak inşa edilmiş. Eski adı Aziz Nicholas Katedrali olan yapı, Osmanlı’nın fethinden sonra Ayasofya Camii ve sonrasında da Kıbrıs fatihi olan Lala Mustafa Paşa Cami olarak değiştirilmiştir.


Yapı sadece Avrupa Ortaçağ şehirlerinde görebileceğiniz özellikte bir mimariye sahip. Kendinizi bir anda Mağusa’dan çıkıp, Fransa’nın Strasbourg şehrinde bulabilirsiniz. Orjinali son derece korunmuş olan bu yapıya hayran kalmamak elde değil. Konum haritada 11 numara.
2. Tarihi Cümbez Ağacı
Lala Mustafa Paşa Camisi’nin önünde yer alan bu anıt ağaç yaklaşık 750 yaşında. KKTC Kültür Dairesi Ulusal Miraslar Listesi’ne kayıtlı olan bu ağaç, Gazimağusa Orman Dairesi tarafından korunmaktaymış. Tropikal bir ağaç olup, incir cinsinden bir meyve vermekteymiş. Konum haritada 12 numara.
3. Venedik Sarayı Kalıntıları

Lala Mustafa Paşa Camisinin hemen önünde bulunan Namık Kemal Meydanı ve onun hemen bitiminde yer alan Venedik Sarayı Kalıntıları Cami ile birlikte görülmesi gereken yerlerden.

Venedik döneminden kaldığı bilinen sarayın, neredeyse sadece harabe sayılabilecek kalıntıları bulunmakta. İç kısmında sık sık sürgüne gönderildiği bilinen Namık Kemal ‘in de bir dönem kaldığı zindanlar bulunuyormuş. Restore edildiğinde ada turizmine müthiş bir katkı sunacağı ise aşikar. Konum haritada 13 numara.
4. Sinan Paşa Camii

1358 yılında Suriyeli bir tüccar tarafından St Peter ve St Paul anısına inşa ettirilen ikiz kiliselerden oluşan yapı, Osmanlı ‘nın fethinden sonra önemli bir vezir olan Sinan Paşa’nın adı verilerek camiye çevrilmiş. Orijinal yapının olabildiğince korunduğunu söylemek mümkün. Camii aynı zamanda İngilizler döneminde tahıl ambarı olarak kullanıldığı için Buğday Camii olarak da bilinir. Yine Gazimağusa için son derece önemli tarihi yapılardan biridir. Konum haritada 14 numara.
5. St Francis Kilisesi

Maalesef yine harabe olmuş, her tarafını ot sarmış ve yıkılmaya yüz tutmuş bir yapı. Tek başına ne yazık ki ne olduğunu anlamaya çalışmak zor. Fakat yapı 13. yüzyılda Francis Tarikatı mensupları tarafından inşa edilmiş. Etrafında da manastır kompleksleri bulunan yapı, içimizi acıtacak kadar harabeye dönmüş durumda. Konum haritada 15 numara.
6. İkiz Kiliseler

Gazimağusa’daki İkiz Kiliseler, 14. yüzyılda şehre gelen Haçlı tarikatlarının izlerini taşıyan yapılardır. Yan yana inşa edilen bu iki kiliseden biri Templar Şövalyeleri’ne, diğeri ise Hospitalier Şövalyeleri’ne aitmiş. Gotik mimarinin zarif örneklerini sergileyen İkiz Kiliseler, hem dönemin dini rekabetini hem de Mağusa’nın Orta Çağ’da ne kadar önemli bir ticaret ve kültür merkezi olduğunu göstermesiyle şehrin en dikkat çekici yapılarındandır. Görebildiğimiz kadarı ile şu anda kafe olarak kullanılıyor. Konum haritada 16 numara.
7. Kapalı Maraş

Sanırım dünya üzerinde görüp görülebilecek, uluslar arası krizlere sebep olmuş en değişik en özel yerlerden biri Kapalı Maraş. Burası için yazılmış makaleler, onlarca yazılar ve bir türlü paylaşılamayan bir yer olmasının sebebini, gidip görünce daha iyi anlıyorsunuz. Dediğim gibi yazılacak çok şey var tabi ki. Fakat en kısa en yalın haliyle şöyle anlatabiliriz, Kapalı Maraş ‘ın neden kapalı olduğunu.

Maraş diğer adıyla Varoşa 1974 öncesinde ağırlıklı olarak Rumların yaşadığı bir tatil / turizm noktasıydı. Upuzun ve altın kumsalları, eğlence merkezleri, alışveriş yerleri ve döneminin en iyi otelleri ile Akdeniz’in Las Vegas ‘ı olarak anılmaktaydı. Hatta öyleki dünyaca ünlü Hollywood starlarının ve de sanatçıların burada evleri olduğu bile bilinmekteydi. Ta ki 13 ağustos 1974’e kadar. Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs Harekatı sırasında Maraş’ı bombalamış ve buradaki Rum nüfusun, adanın güneyine kaçmasına neden olmuştu. Fakat öyle bir kaçış ki bu, masalarda yenen yemek ve tabaklar yarım, dükkanlar açık, evlerde kapılar pencereler açık… Bu olaylardan sonra askeri olarak yasaklı bölge ilan edilen Maraş, ilerleyen yıllarda tekrardan imara açılarak yasaklanan kısmın dışındaki kuzey bölgelerde yeniden yapılaşmalar oluşmaya başladı. Çok uzun yıllar KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı tarafından idare edilen Kapalı Maraş içerisinde hem Kıbrıs askerlerini ve polislerini hem de Birleşmiş Milletler askerlerini görmek mümkün.

Yıllar sonra 8 Ekim 2020 ‘de Türkiye ve de KKTC ‘nin girişimleri ile Kapalı Maraş’ın 1,5 km ‘lik kısmı turizme açılmıştır. Bisiklet vb araçlar konularak turistik cazibesi artırılması hedeflenmiştir. İçeride kısmen talan ve yağma yapılmış olsa da binaları ve şehri hayalet haliyle görmek, bence yaşanabilecek en farklı deneyimlerden biri.

İçeride yiyecek ve içecek alınabilecek herhangi bir nokta yok. Girişte bir kafe bulunuyor. İçeride polisler sizi yönlendiriyor. Ayrıca UN ( Birleşmiş Milletler ) ofisleri var. Sadece bu noktalardan fotoğraf çekmek yasak, gözleniyor ve anında uyarılıyorsunuz.

Kapalı Maraş kapanmadan önce ikamet eden Rum aileler ve buradaki mülk sahiplerinin hak talepleri ise hala süren ve davalık olan konulardan. Bazı ailelerin çocukları ve torunları buradaki otellerden ve mal ve mülklerinden doğan haklarını alabilmek için yasal haklarını kullanmaya çalışıyorlar. Tabi bunlar oluyorken hala tartışma konusu olan başka konular da var. Kapalı Maraş’ta gezerken denk geleceğiniz bazı tabelalar var. Osmanlı himayesindeyken Evkaf ‘a yani Osmanlı Devleti’ne ait vakıflara devredilen bu bölge ve yakın arazileri, 1878′ de İngilizlere kiralanıyor. Uzun yıllar kira ödeyen İngiltere, 1914’te adayı ilhak ederek, hukuksuz bir biçimde bu vakıf arazilerine el koyuyor ve devamında Rumlara satışını gerçekleştiriyor. Bununla ilgili devam eden hak mücadelesi, İngiltere’nin bu durumu kabul etmesine rağmen hala devam ediyor. Bununla ilgili arşiv belgeleri çıkarılarak bu bahsettiğim pano ve tabelalara hem İngilizce hem Türkçe olarak asılmış.

Kapalı Maraş ‘ın yeniden açılması için gereken bütçenin 10 milyar dolar olduğu öngörülmekte. Yeniden açılması için zaman zaman girişimler olmuş. Bunların en bilineni Annan Planı. Adını BM Eski Genel Sekreteri Kofi Annan’dan alıyor. Bu plana göre adanın Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti olarak birleştirilmesi, bununla beraber yönetim kademelerinde Türkler’in ve Rumlar’ın birlikte belli zaman ve kurallarla hareket ederek ülkeyi yöneteceği ön görülmüş. Bu planda Kapalı Maraş ‘ın açılması da gündem maddesiymiş. Fakat yapılan halk referandumunda %65 Türk Oylar ile kabul görürken; % 75 Rum Oyları ile reddedilmiş. Daha sonrasında farklı tekliflerle referanduma sunulan Kapalı Maraş ‘ın açılması konusu yine çoğunlukla Rum oylarıyla reddedilmiş. Açıldığı takdirde adayı ve ada turizmini eski günlerine kavuşturacak ve ihya edecek bir ekonomik potansiyeli olduğunu görmek zor değil. Gerçekten de plajı, denizi, iklimi, coğrafyası ve tarihi kültürel mirasıyla hakkı verilmemiş yerlerden. Ekonomik olarak zor zamanlardan geçen tüm Kıbrıs Halkı için çok önemli bir gelir kaynağı olacağı ise aşikar.

Kapalı Maraş ‘a girerken herhangi bir ücret ödemiyorsunuz. Sabah 08:00 ile akşam 20:00 saatleri arasında gezilebiliyor. Eğer yazın buraya gelecekseniz, yanınıza su ve şapka almayı ihmal etmeyin.
Ayrıca bu bölgede bulunan plajlardan da ücretsiz olarak faydalanabiliyorsunuz. Konum haritada 17 numara.
Girne

1. Girne Kalesi


MS 7. Yy da Bizanslılar tarafından inşaa ettirilmiştir. Kalenin içinde kilise, mezar ve iki adet müze bulunuyor. Batık Gemi Müzesi’nde Kıbrıs yakınlarından çıkarılan bir antik batığın eşyaları sergileniyor. Osmanlı ‘nın Kıbrısı fethi sırasında şehit düşen Cezayirli Sadık Paşa’nın mezarı da bu kalenin içerisinde.

Kalenin en üstüne kadar çıkılabiliyor. Fakat herhangi bir korkuluk bulunmadığını belirtmekte fayda var. Ayrıca kalenin en üstünde yürüme yolu yok, taşların arasından güvensiz bir şekilde yürüyorsunuz. Beş Parmak Dağları’nı, Girne şehir manzarasını ve de denizi keyifle seyredebileceğiniz mükemmel bir manzara noktası. Konum haritada 18 numara.
2. Girne Yat Limanı

Tarihi bir öneme sahip olan bu liman, Girne’de gezmesi en keyifli yerlerden. Restoranlar, kafeler, barlar ve çeşitli hediyelik eşya dükkanlarının bulunduğu Girne Yat Limanı; kalenin hemen yanı başında. Yalnız burada özellikle sezonda araç park yeri bulmak oldukça zor. Limanın içine girmeden park etmekte fayda var. Haritada konum 19 numara.
3. Shipwreck Museum / Batık Gemi Müzesi

MÖ 300 yılında battığı düşünülen antik batığın ve bulunan parçalarının sergilendiği müze. Girne Kalesi içinde yer almaktadır. Kaleye kadar gelmişken bence kesinlikle uğranması gereken bir nokta. Batığın orijinal hali 1967 yılında çıkarılarak müzede sergilenmiş. Geminin 12 ada ile Suriye arasında ticaret yaptığı ve yaklaşık 70 ile 300 yaş aralığında olduğu tahmin edilmekte. Ticaret malzemesi olarak, şarap, zeytin, badem gibi gıda malzemeleri kullanılmış. Gemi batığından çıkan malzemelerin bir kısmı sergilenmekte. Özellikle Rodos tipi şarap amforalarını müzede görebilirsiniz. Geminin korsan saldırısı sonucu ya da sığ sularda yol alırken su altı kayalıklarına çarpma sonucunda battığı tahmin ediliyor. Konum haritada 20 numara.
4. Karaoğlanoğlu Şehitliği


Girne’ye kadar geldiyseniz şehitliğe uğrayıp bu şanlı tarihi görmeden, anlamadan geçmeyin derim. Girne’ye araba ile 15 dk uzaklıktaki bu şehitliğe, çıkartmanın ilk dakikalarında şehit olan Albay İbrahim Karaoğlanoğlu’nun adı verilmiştir. Konum haritada 21 numara.
5. Ç1974 Gemi Müzesi



1974 Gemisi Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Rumlar tarafından batırılmıştır. Sonrasında gemi çıkarılarak anıt haline getirilmiştir. Şu anda harekata ait bilgi ve belgelerin sergilendiği bir müze olarak; harekatı daha iyi anlamak adına önemli bir yere sahip. Müzenin girişi ücretsiz. Hemen yanında otopark mevcut. Konum haritada 22 numara.
6. Çıkartma Plajı

Müze, şehitlik ve çıkartma plajı birbirine çok yakın konumda, yürüme mesafesinde bulunuyor. Kıbrıs’a yapılan askeri harekat sırasında denizden yapılan çıkartmalar tam olarak bu noktadan başlamış. Bugün bu konumda küçük bir plaj mevcut. Plajda yüzüp, güneşlenebiliyorsunuz. Konum haritada 23 numara.
Kıbrıs Yeme İçme Rehberi
Tabi ki Kıbrıs denilince akla hellim peyniri, Kıbrıs tatlısı ve şeftali kebabı gelir. Bu lezzetleri pek çok yerde tatmanız mümkün. Özellikle Lefkoşa’da çok fazla alternatif var. Girne biraz daha tatilciler için otel restoranlarının yoğun çalıştığı bir yer. Sanıyorum her şey dahil otellerin çok yoğun olmasından dolayı restoran önerisinde pek bulunamıyorum. Gazimağusa’ da da yine restoran ve kafe sayısı oldukça az.
Biz yine de listeye ilk olarak gittiğimiz ve de memnun kaldığımız restoran ve kafelerden başlayalım.
Lefkoşa
1. Hamur

Özellikle hamur işi sevenler için menülerinde börek, piruhi ve gözleme tarzında ürünler bulunuyor. Biz burada piruhiyi denemiştik. Bol peynirli bir mantı gibi olduğunu söyleyebilirim. Bence güzeldi. Ayrıca Kıbrıs böreği gibi yerel ürünler de bulunuyor. Tarihi bir binanın içinde ve küçük bahçesinde dizayn edilmiş bu mekan, oldukça sempatik ve güzel dekore edilmiş. Konum haritada 1 numara.
2. Efkar Meyhanesi
Lefkoşa’da meyhane kültürü oldukça yaygın. Bizdekilerden farklı olarak yemek sunumları biraz karışık. Başlangıç ve ara sıcaktan sonra sıra ile sıcak servisleri başlıyor. Tavuk, dana, kuzu, deniz mahsulleri birer adet ve ızgara şeklinde tabağınıza bırakılıyor. İsterseniz ilave alıyorsunuz tabi ki. Güzel olan tarafı ise çok ve birden yememiş olmanız. Yavaş yavaş doyarak yiyorsunuz. Finalde ise tatlı ve meyve var. Alkol fiyatları ise Türkiye’ye göre oldukça uygun. Konum haritada 2 numara.
3. El Sabor Latino
Hem vakit geçirmek için hem de yemek yemek için uygun bir yer. Adı üstünde, İspanya mutfağından yemekler ve içkiler bulunuyor. Yemek tatları her ne kadar İspanya mutfağını yansıtır mı, tartışılsa da mekan ve yemek dengesi bence fena değil. Konum haritada 3 numara.
4. Ahmet Kanan Sütlü Mamülleri

Büyük Han içerisinde hem dinlenmek hem de çay tatlı molası vermek için birebir mekan. Sütlaçları az şekerli, ev yapımı tadında. Aynı şekilde ekmek kadayıfı içinde bulunan nor kreması ( Kıbrıs bölgesinde peynir altı suyundan yapılan bir çeşit peynir ) ve şeker oranı; alıştığımız bol şekerli ekmek kadayıflarının aksine iç baymayan bi kıvamda.
5. Özerlat Kahve
Çarşı içinde adeta 1970 lerden fırlamış dış cephe dekoruyla oldukça tatlı ve şirin bi kafe. İçeride kahve servisinin yanı sıra çay, çeşitli içecekler ve de tatlılar bulunuyor. Beğenirseniz paketli çay, kahve satın alma şansınız da var. Gezerken soluklanmak için iyi bir seçenek . Konum haritada 4 numara.
6. Asmaaltı Bereket Fırını
Çarşıda Büyük Han’ın çaprazında bulunan Asmaaltı Bereket Fırını’nda Kıbrıs’a ait yöresel pide, börek ve çörekler yiyebilirsiniz. Maalesef burası büfe tarzında ve oturabileceğiniz bir yer yok. Al git tadında. Biz hellimli pide alıp, Büyük Han’da çay söyleyerek yemiştik. Konum haritada 5 numara.
7. Gustav Roasting Co
Yeni nesil kahveci severler için güzel bir yer Gustav Roasting Co. Bildiğiniz barista kahvelerinden içebilirsiniz. Kahve çeşitleri oldukça fazla. Zeytinli hellimli çörekleri de soğuk bir kahvenin yanında çok lezzetli bir atıştırmalık. Konum haritada 6 numara.
Gazimağusa
1. Petek Pastanesi
Kapalı Maraş gezimizden sonra Petek Pastanesi’nde dinlenme molası vermiştik. Burada envai çeşit tatlının arasında seçim yapmakta çok zorlandık. Ama neyse ki deneyimlemeye olan merakımız bizi Kıbrıs’tan da Kıbrıs tatlısı yemeden gidilmez ki seçeneğine zorladı 🙂 ben beğendim, tavsiye ederim. Konum haritada 7 numara.
Girne
1. Eziç Premier

Büyük ve güzel bir iç mekan tasarımına sahip Eziç Premier’e ilk girdiğinizde biraz fine dining restoran havası alıyorsunuz. Menüsü çok geniş ve hemen hemen herkese hitap edebilecek yemekler olması hem de porsiyonların büyük olması sebebiyle kafe hissiyatını da yaşatıyor. Burada ilginç gelen yemeklerden biri ise humus çorbası idi. Bildiğimiz humusu birazcık sulandırarak koyu kıvamlı bir çorba elde edilmiş gibiydi. Fikir biraz garip gelse de lezzeti hem ağır hem de güzeldi. Fakat az porsiyon söylemenizi ya da iki kişi tek tabakta paylaşacak şekilde sipariş vermenizi öneririm. Mekanın otoparkı mevcut, çocuk oyun alanı ve açık alanının olması da uzun süreli bir akşam yemeği için mekanı ideal kılıyor. Konum haritada 8 numara.
Bunları da Gez
Maalesef gerek yoğunluktan gerek zamansızlıktan listemizde yer alan fakat göremediğimiz yerler hala mevcut. Kocaman bir ada Kıbrıs adası. Gez gez bitmiyor haliyle. Tarihi , doğası, coğrafyasıyla damağımızda tat bıraktı. Bizim gezdiğimiz bu mekanların dışında aşağıda yazdığım bu mekanları da gezebilirsiniz.
1. Selimiye Camii / Lefkoşa
Kıbrıs’ın en eski Katolik Kilisesi olan Selimiye Camii, 1570 yılında camiye dönüştürülmüştür. Şu anda da Kıbrıs’ın en ikonik camisi olma özelliği taşımakta.
2. Barbarlık Müzesi / Lefkoşa
Ve yine maalesef gidemediğimiz yerlerden biri olan Barbarlık Müzesi, Kuzey Kıbrıs tarihi açısından oldukça önemli bir müze. Kıbrıs olayları sırasında Rum örgütleri tarafından Binbaşı Nihat İlhan’ın Evi basılarak eşi ve çocukları katledilmiştir. 26 Aralık 1963 ‘te gerçekleşen bu olay Kanlı Noel adıyla tarihe geçmiştir. Binbaşı Nihat İlhan’ın Evi 1966 senesinde müzeye dönüştürülerek halka açılmıştır. Kıbrıs’ta kesinlikle görülmesini tavsiye ettiğim yerlerin başında gelmektedir. Cumartesi Pazar kapalı olan müze, açık olduğu günlerde 15:00 ‘da kapandığı için, gitmeden planlamakta fayda var.
3. Kıbrıs Müzesi / Lefkoşa
Maalesef bu kadar kıymetli ve de güzel bir ada için en önemli rehber hiç şüphesiz bu arkeoloji müzesi olurdu. Fakat müze adanın Rum kesiminde bulunuyor. Adaya KKTC tarafından sadece KKTC doğumlu KKTC vatandaşları ile AB üyesi ülkelerin pasaportlarına sahip kişiler geçebiliyor. Türkiye vatandaşı olan kişiler veya Türkiye pasaportu ile geçiş yapılamıyor.
4. Derviş Paşa Etnografya Müzesi / Lefkoşa
Lefkoşa’da yer alan ve Kıbrıs yaşamına dair eser ve çalışmaların yer aldığı müze. Özellikle benim gibi etnografya severler için keyifli gözüküyor.
5. Salamis Antik Kenti / Gazimağusa
19. yüzyılda keşfedilen Salamis Antik Kenti, Gazimağusa’nın 6 km kuzeyinde bulunmuş. İncil’de de adının geçmesi sebebiyle Hristiyan dünyası için önemli bir kent.
6. Othello Kalesi / Gazimağusa
14. yüzyılda Lüzinyanlar tarafından yapılmış. Etrafındaki derin hendekler sebebi ile uzun süre geçilemez / fethedilemez kale olarak biliniyormuş.
7. Apostolos Andreas Manastırı / Gazimağusa
Gazimağusa ‘da Karpaz Yarımadası’nda bulunan manastır. İsa’nın havarilerinden olan Andreas’ın ; Hristiyan inancına göre kıtlık ve susuzluk sırasında buraya asasıyla vurup, su çıkarttığı rivayet edilmiş. Hala manastır olan bu yapıya, Rumlar’ ın burayı terk etmesi sebebiyle ziyaretçi sayısı azalmış durumda.
8. St Barnabas Arkeoloji ve İkon Müzesi / Gazimağusa
Kıbrıs ‘ın Tuzla Köy’nde bulunan manastır. İçerisinde zengin bir ikon koleksiyonu varmış. İçerisinde bir takım arkeolojik eserlerin sergilendiği de söylenmekte.
9. St Hilarion Kalesi / Zirvesi / Girne
Girne’de Beş Parmak Dağları üzerinde yer alan ve görsellerinde de nefes kesen bir manzarası olan kale. Kesin yapım tarihi bilinmemekle birlikte, Bizanslılar Dönemi’nde yapıldığı tahmin edilmektedir. Beş Parmak Dağları’nın en yüksek kesimlerinde yer alan kaleye giden yol ise dar ve zor bir yol olduğu konusunda yorumlara denk geldim. Gitmeden, göz önünde bulundurmakta fayda var.
Görmeden Gelme
Şu 3 günlük Kıbrıs gezimizde en aklımızda kalan ve bizi en çok etkileyen yer hiç şüphesiz Kapalı Maraş’tı. Atmosferi, hüzünlü hikayesi ile içimizi cızlattı adeta. Hayalet evler, terkedilmiş dükkanlar ve bir zamanlar insanların eğlendiği ve güldüğü sokaklar, birer film karesine dönüşmüş gibi… Bir yandan içiniz kararırken, bir yandan onlarca sonuç çıkarırcasına yürüdüğünüz sokakları hayal ediyorsunuz. Kıbrıs’ın Türkler açısından önemini ve tarihini anlamak adına çok önemli gördüğüm bir yer Kapalı Maraş. Görmeden gelmeyin 🙂
Yemeden Gelme
Tabi ki en çok aklımda kalan Asmaalti Bereket Fırını Hellimli Pide oldu. 🙂 Yağlı ve lezzetli bir peynir olmasından dolayı, hamur işlerine çok yakıştığını söylemeliyim. Yemeden gelmeyin 🙂
